Bugün, 5 Şubat 2026 Perşembe

Şeref Şen


Diyanetin Eğitim Çelişkisi Devam Ediyor

Hemen herkesin bildiği gibi Kur’an-ı Kerimin ilk emri “Oku” olmuştur. Kur’an’ın birçok ayetinde öğrenme, ilim, bilgili olmak, aklı kullanmak vb, emredilmektedir. Buna rağmen Müslümanlar dönemsel istisnalar hariç ilme yeterli ilgiyi maalesef göstermemişlerdir.


Günümüzdeki Müslüman ülkelerin durumu

ortadadır. Kur’an’ın mesajını Müslümanlardan ziyade gayrimüslim ülkeler tarafından tatbik edildiği

görülmektedir.

Bu paradoksu Ziya Paşa şöyle ifade etmiştir;

“Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm,

Dolaştım mülk-i İslam’ı bütün viraneler gördüm”

Merhum şairimiz Yavuz Bülent Bakiler de ”Kur’an’ın ilk emri keşke okuma olsaydı, o zaman belki

okurduk” diyerek güzel bir ironiyle vahameti anlatır.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, 3 Mart 1924 tarihinde Şer`iye ve Evkaf Vekâleti`nin yerine kurulan, İslâm

dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve

ibadet yerlerini yönetmekle görevli kurumumuzdur. 1950’li yıllara kadar ülkemizde İmam-Hatip

yetiştiren dini eğitim kurumlarımız yoktu. 1950’lerden sonra İmam-Hatip Liseleri, Yüksek İslam

Enstitüleri açılmaya başlandı ve kısmen de olsa bir rahatlama oldu. Günümüzde ise neredeyse İmam

Hatip Lisesi olmayan ilçe kalmadı, İHL’lerin sayısı 1000’i, İlahiyat Fakültelerinin sayısı da 100’ü aştı.

Halen atama bekleyen 60 bin civarında İlahiyat mezunu olduğu bir dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı

hala lise (İmam-Hatip Lisesi) mezunu meslek elemanı (İmam-Hatip) almaya devam ediyor maalesef.

Takdir etmek gerekir ki Diyanetin Vaiz, Müftü ve üst görevlerdeki personel, diğer kamu kurumlarındaki

benzer pozisyonlardaki personellere göre daha eğitimli, daha donanımlıdırlar. Vaiz ve Müftü adayları

İlahiyat Fakültesi eğitimine ilaveten Başkanlıkça ilk kez 1975 yılında açılan yaklaşık 3 yıllık sıkı bir

eğitimden geçerler, eğitim sonunda yapılan sınavda başarılı olanlar Vaiz ve Müftü olarak atanırlar.

Oransal olarak da diğer kurumlara oranla Vaiz ve Müftülerden Yüksek lisans ve Doktora yapanlar epeyce

fazladır. Ama Diyanette asıl iş, Diyanetin mutfağı yönetim yeri Müftülük binaları değil uygulama yerleri,

Camiler, Kuran Kurslarıdır. Mutfaktan çıkacak ürünün kalitesinin, mutfak personelinin eğitim seviyeleri

ile orantılı olacağı aşikârdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı en son 20.12.2024 tarihinde Din Görevlisi (İmam Hatip) Alımı Sınav Duyurusu

yayımladı. Duyuruda,”Diyanet İşleri Başkanlığımız Taşra Teşkilatında münhal bulunan 4/B sözleşmeli

pozisyonlarda istihdam edilmek amacıyla 2024 yılı Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) B grubu puan

sırası esas alınarak ilan edilen boş pozisyonların üç katı kadar aday arasından Başkanlıkça yapılacak sözlü

sınav sonucuna göre Diyanet Akademisine Aday Din Görevlisi (İmam Hatip) alımı yapılacaktır.” denildi.

Ayrıca boş pozisyonlara ilişkin bilgiler ile yapılacak sınava ilişkin şartlar da şu şekilde ilan edildi:

ÜNVANI - GRUBU- KPSS PUANI - ÖĞRENİM DURUMU- KON. SAY.

İmam Hatip 1 KPSSP124 İlahiyat Fakültesi + Hafız 100

İmam Hatip 2 KPSSP124 İlahiyat Fakültesi 2400

İmam Hatip 3 KPSSP123 İlahiyat Ön Lis. + İHL + Hafız 100

İmam Hatip 4 KPSSP123 İlahiyat Ön Lis. + İHL 200

İmam Hatip 5 KPSSP122 İHL + Hafız 1200

TOPLAM................................................................................................. 4000

Eskiden okullaşmanın, eğitim imkânlarının yetersiz olduğu dönemlerde, kurumların meslek elemanlarının

yetiştirilmesi amacıyla, ülkemizde birçok kamu kurumu tarafından (Maliye Meslek Lisesi, Tapu Kadastro

Meslek Lisesi, Polis lisesi, Sağlık Meslek Lisesi vb.) meslek liseleri açılmış ve buralardan mezun olanlar

kurumlarda meslek elemanı olarak istihdam edilmişlerdir. Günümüzde Türkiye’sinde her kademedeokullaşma yükselmiş, Üniversitelerin bünyesinde Fakültelerin yanında Meslek Yüksek Okulları açılmış

olup bunlar meslek liselerinin işlevini yüksek okul seviyesinde yerine getirmektedirler. Bu yüzden de

eskiden açılan birçok meslek lisesi günümüzde kapanmış, kapanmayanların (Sağlık Meslek Lisesi gibi)

mezunları da üniversitesini bitirmeden mesleğe kabul edilmemektedir. Bunun tek istisnası şu anda İmam

Hatip Lisesi Mezunlarının Diyanet İşleri Başkanlığına İmam-Hatip, Müezzin olarak kabulüdür. Herhangi

bir kamu kurumu, kurumuna bir meslek elemanı alacağında, söz konusu meslek alanında en üst seviyede

eğitim alanlar içerisinden alım yapması en mantıklı ve en adil olanıdır. Meslekle ilgili daha fazla eğitim

alan var iken daha az eğitim alanın kamuda istihdamı adaletle, hukukla bağdaşmaz. Eskiden Eğitim

Fakültesi mezunlarının yeterli olmadığı dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığı da Öğretmen Lisesi

mezunlarını öğretmen olarak alıyordu, ancak şu anda ücretli öğretmen görevlendirmelerinde bile “yüksek

öğrenimli olma” şartı getirilmiştir. Günümüz Türkiye’sinde lise mezunları kamuda sadece kurumların

temizlik hizmetlerini yürütecek Hizmetli ve az sayıda da düz büro memuru olarak istihdam

edilebilmektedir.

100’den fazla ilahiyat Fakültesinden her yıl 10 bin kadar öğrenci mezun olmaktadır. Halen atama

bekleyen 60 bin kadar ilahiyat mezunu diyanetin ihtiyacını kat be kat karşılayacak durumda iken

Diyanetin bu çağda hala ısrarla, inatla İHL mezunu meslek elemanı istihdam etmesinin makul,

anlaşılabilir, tutarlı bir sebebi bulunmamaktadır. İlanda, İmam Hatip alımında toplam 4.000 kontenjanın

1200’ü İHL’lilere ayrılmış, onbinlerce İlahiyat fakültesi mezununun bulunduğu bir ortamda lise mezunu

alımı ısrarının sebebini bilmek kamuoyunun hakkıdır.

Zaman zaman “İlahiyat Fakültesi mezunlarının bu görevlere talip olmadığı ya da ilahiyat mezunlarının

cami görevliliği liyakatine sahip olmadıkları, köylere gitmek istemedikleri vs. argümanlar öne

sürülmektedir. Ancak bunların da pek geçerliliği yoktur. 60 bin İlahiyat mezunundan (ki bunların kahir

ekserisi aynı zamanda İHL mezunudur) İmamlığa talip olanlarından liyakatlı olanı seçmek, Diyanet gibi

hemen her konuda sözlü sınav yapan bir kurum için zor olmayacaktır.

İmam-Hatip, Müezzin ve Kur’an Kursu öğreticisi alımlarında asgari İlahiyat Fakültesi mezunu olmak şartı

aranmalıdır. Hafız bile olsa bu çağda sadece lise tahsili bulunan bir kişinin meslek elemanı olması,

“liderlik “ yapması kabul edilebilir değildir. En ücradaki bir camide bile üniversite mezunu cemaat

bulunurken, il ve ilçelerdeki cemaatin ekserisi üniversite mezunu iken, onlara önderlik, hocalık, liderlik

yapacak İmamın daha düşük bir eğitim almış olması kabul edilemez.

Günümüzde şartlar gelişmiş, her vilayetimizde Üniversite ve hemen her üniversitemizde İlahiyat

Fakülteleri açılmıştır. Bu çağda, Hafız ve İHL mezunlarının İlahiyat eğitimlerini tamamlamaları zor değildir.

Hafız+ İHL mezunlarını mesleğe kabul etmek, onların yükseköğrenim görme fırsatını engellediğinden, Diyanet

bu kişilere dolaylı olarak zarar da vermektedir.Kur’an Okuyun” derken Diyanet adeta “Okumayın

demektedir.”

Bill Gates’ten Epstein İtirafı

Öğretmenlerin il içi özür grubu atama sonuçları açıklandı

Diren Venezuela: “İradene ve Petrolüne Sahip Çık!”

Sidney‘de Yahudilere yönelik saldırı: 12 ölü onlarca yaralı var

ABD Üniversitesinde Dehşet: Brown Kampüsünde Silahlı Saldırı, 2 Ölü, Çok Sayıda Yaralı

Sızıntı İddiası Washington-Brüksel Hattını Gerdi: Trump Yönetiminin "Avrupa'yı Yeniden Büyük Yap" Gizli Planı Gündemde

Tüm okullar yarın 1 gün tatil edildi! Bakan Çavuşoğlu‘ndan açıklama

Eğitimde Büyük Kırılma: Bakanlığın Tasfiyesi Okullarda Kaos Endişesini Tetikliyor

8 Kasım Zafer Bayramı: Tarihin Altın Sayfası

Trump'tan Güney Afrika'ya Sert Rest: "G-20'de Olmamalı!" Zirveye Katılmama Kararı

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.