14991,39%0,51
43,10% -0,04
50,32% 0,24
6378,52% 2,05
10268,62% 0,98
Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile birlikte getirdiği "Öğrenci Gelişim Dosyası" zorunluluğu, eğitim camiasında büyük bir krize yol açtı! Eğitim İlke-Sen, bu uygulamayı pedagojik bir hata ve anayasal bir suç olan "angarya" olarak nitelendirerek üyelerine "doldurmama" talimatı verdi. Öğrencilerin değerler ve eğilimler üzerinden fişlendiğini savunan sendika, kişisel verilerin korunması noktasında da ciddi uyarılarda bulundu. Peki, öğretmenleri "veri yığını" oluşturmaya iten bu sistemin sakıncaları neler? Sendikanın aldığı radikal eylem kararı karne dönemini nasıl etkileyecek? Eğitimde dijital mahremiyet ve mesleki onur tartışmalarının fitilini ateşleyen açıklamanın tüm detayları haberimizde...
Eğitim İlke-Sen, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yeni müfredat kapsamında hayata geçirilen “Öğrenci Gelişim Raporları” uygulamasına yönelik kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Sendika, söz konusu uygulamanın eğitim sisteminde ciddi sorunlara yol açacağını belirterek, pedagojik, hukuki ve mesleki açıdan kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” çerçevesinde ölçme ve değerlendirme süreçlerinde yapılan değişikliklerle birlikte öğretmenlere ek sorumluluklar yüklendiği ifade edildi. Özellikle “Öğrenci Gelişim Dosyası” ve buna bağlı olarak istenen gelişim raporlarının, öğretmenlerin asli görev alanının dışına çıktığına dikkat çekildi.
Eğitim İlke-Sen, gelişim raporlarının somut ve ölçülebilir kriterlere dayanmadığını savundu. Açıklamada, öğrencilerin yalnızca akademik performanslarının değil; değerler, sosyal beceriler ve eğilimler gibi soyut alanlarda da değerlendirilmesinin istendiği belirtildi. Bu durumun, ölçme ve değerlendirmede nesnellik ilkesini zedelediği ve öğrencilerin etiketlenmesine yol açabileceği ifade edildi.
Sendika, sübjektif değerlendirmelere dayalı bu kayıtların öğrenciler açısından uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Açıklamada, öğretmenlerin pedagog, psikolog ya da sosyolog olmadığına dikkat çekilerek, öğrencilerin psikososyal ve davranışsal gelişimlerine dair rapor hazırlamanın mesleki formasyonun dışında kaldığı belirtildi. Bu durumun görev tanımının belirsizleşmesine yol açtığı ve öğretmenler üzerinde mesleki baskı oluşturduğu ifade edildi.
Eğitim İlke-Sen, gelişim raporları uygulamasının hukuki açıdan da sorunlu olduğunu savundu. Açıklamada, öğretmenlerin mevcut ders yüklerinin üzerine eklenen bu raporlama sürecinin karşılıksız bir iş yükü oluşturduğu belirtildi. Anayasa’da yer alan angarya yasağına atıf yapılarak, bu uygulamanın zorla çalıştırma niteliği taşıdığı ifade edildi.
Sendika, öğrencilere ait gelişimsel ve davranışsal bilgilerin dijital ortamlarda kayıt altına alınmasının veri güvenliği ve mahremiyet açısından risk taşıdığını da vurguladı. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat kapsamında, bu bilgilerin ileride nasıl kullanılacağına dair belirsizliklerin ciddi bir sorun oluşturduğu dile getirildi.
Eğitim İlke-Sen, açıklamasının sonunda önemli bir karar aldıklarını duyurdu. Sendika Yönetim Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan sendika üyelerinin, 2025-2026 eğitim öğretim yılının sonuna kadar öğrenci gelişim raporlarını doldurmayacağı bildirildi.
Sendika, öğretmenlerin mesleki itibarını zedeleyen ve bürokratik yük oluşturan bu uygulamanın iptal edilmesi çağrısında bulundu.
SSS – Öğretmenler Ne Yapmalı?
• Öğrenci gelişim raporlarını doldurmak zorunda mıyım?
Bu konuda MEB tarafından açık, bağlayıcı ve cezai yaptırımı net bir genelge yayımlanmadı. Uygulama sahada farklı yorumlanabiliyor.
• Sendika üyesiyim, rapor doldurmazsam sorun yaşar mıyım?
Sendikanın aldığı karar, üyelerini kapsayan bir sendikal eylem kararıdır. Üye öğretmenler, sendikanın hukuki desteği kapsamında hareket eder.
• Okul yönetimi raporları isterse ne yapmalıyım?
Yazılı talep istenmesi, talebin dayandığı mevzuatın sorulması ve sendika temsilcisiyle sürecin birlikte yürütülmesi önerilir.
• Disiplin cezası riski var mı?
Mevcut durumda gelişim raporlarını doldurmamaya yönelik açık bir disiplin hükmü bulunmamaktadır. Ancak uygulama illere göre farklılık gösterebilir.
Öğrenci gelişim raporları, eğitim sisteminde ölçme ve değerlendirme anlayışının nereye evrileceğine dair önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Öğretmenin rolü, sorumluluk sınırları ve iş yükü yeniden tanımlanmadıkça, bu tür uygulamaların sahada karşılık bulması zor görünüyor. Tartışmanın merkezinde ise tek bir soru var: Eğitim niteliği mi artıyor, yoksa bürokrasi mi büyüyor?
Eğitim İlke-Sen’in açıklaması sendikal bir tutum ve eylem kararıdır
Karar, yalnızca sendika üyeleri açısından bağlayıcılık taşır
Sendika üyesi olmayan öğretmenler için zorunlu bir uygulama veya yaptırım söz konusu değildir
Nihai bağlayıcılık, MEB’in yayımlayacağı resmî mevzuat, yönerge veya genelge ile oluşur
Özetle: Bu karar, hukuki değil sendikal bir duruştur.
Mevcut MEB mevzuatında;
Öğretmenlerin asli görevleri ders anlatımı, ölçme-değerlendirme ve rehberlik faaliyetleriyle sınırlıdır
Öğrencinin psikolojik, sosyal veya kişilik gelişimine dair uzman raporu niteliğinde değerlendirme görevi açıkça tanımlanmamıştır
Rehberlik hizmetleri, rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar üzerinden yürütülür
Gelişim raporları uygulamasında ise;
Öğretmenlerden soyut ve ölçülmesi güç alanlarda kanaat bildirmeleri istenmektedir
Görev tanımı net olmayan ek bir iş yükü oluşmaktadır
Veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması boyutu açık bırakılmaktadır
Bu yönüyle uygulama, mevcut mevzuatla uyum tartışmasını beraberinde getirmektedir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.