15811,53%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,48% 2,32
Türkiye'de ilkokula başlama yaşı, eğitim uzmanları tarafından yeniden masaya yatırıldı. Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, yaptığı kapsamlı araştırmaların 60 aylık (5 yaş) çocukların bilişsel, duyusal, psikomotor ve fiziksel olarak eğitim-öğretim sürecine hazır olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, bu yaşın yeniden tartışılması gerektiğini vurguladı. Eraslan, mevcut sistemin getirdiği sorunlara dikkat çekerek, çözüm önerilerini sıraladı.
Prof. Dr. Eraslan, 2012-2013 eğitim öğretim yılında uygulamaya konulan 4+4+4 eğitim modeliyle birlikte ilkokula başlama yaşının 60'ıncı aya kadar indirildiğini hatırlattı. Ancak aradan geçen süreçte, bu uygulamanın çeşitli problemlere yol açtığını gözlemlediklerini ifade etti. Eraslan'a göre, özellikle 2019'da yapılan düzenlemeyle velilerin isteği üzerine 66 ile 69'uncu aylardaki çocukların da okula kabul edilmesi, sınıflar içerisinde neredeyse 14 aya varan yaş farklarıoluşmasına neden oldu.
Eraslan, bu durumun eğitimsel ve yönetimsel açıdan önemli sorunlar yarattığını belirterek, "60 ay dediğimiz 5 yaş grubunun, yapılan tüm araştırmalarda bilişsel, duyusal, psikomotor ve fiziksel olarak eğitim öğretim sürecine hazır olmadığı ve özellikle küçük kas gelişimine tam erişmediğini görmekteyiz" dedi.
Prof. Dr. Levent Eraslan, sınıflardaki bu belirgin yaş farkının, son dönemde artış gösteren akran zorbalığının temel sebeplerinden biri olduğuna işaret etti. Aynı sınıf seviyesinde olmalarına rağmen aralarında büyük yaş farkları bulunan öğrencilerin, kendi aralarında sosyal ve duyuşsal problemler yaşadığını vurguladı. Eraslan, akran zorbalığının, aynı yaş grubundaki bireylerin birbirlerine gösterdiği sistematik zarar verme davranışları olduğunu belirterek, bunun engellenmesi için okul başlangıç yaşının dengelenmesi gerektiğini savundu.
Gelecek dönemlerde okula başlama yaşıyla ilgili bir düzenlemeye gidilmesi ve eğitim uzmanlarının uzlaşıya vardığı bir yaş standardının belirlenmesi gerektiğini dile getiren Eraslan, şu anda 66-72 ay yaş grubunun daha uygun olduğunun düşünüldüğünü ancak nihai kararın karar vericiler tarafından tartışılıp verileceğini ifade etti.
Eraslan, bir çocuğun sadece yaş olarak belirli bir standardı doldurmasının önemli olmadığını, çocuğun hazır bulunuşluğunun, öğrenme kapasitesinin ve bir davranışı kazanmaya dönük yeterliliklerinin ön koşul öğrenmelerinin ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Bu standardın belirlenmesiyle öğretmenlerin sınıflarda çok daha rahat edeceğini, çünkü şu anda bir kısım çocuğun okuma yazmaya çok hızlı geçerken, diğer tarafta neredeyse anaokulu yaş grubunda çocukların görüldüğünü aktardı.
Prof. Dr. Eraslan, çözümün önemli bir parçası olarak okul öncesi eğitimin zorunlu kılınması gerektiğini savundu. Öğrencilerin temel eğitime başlamadan önce bir yıl okul öncesi eğitimde kalmasının, öğrenme sürecine psikolojik, psikomotor ve bilişsel olarak daha hazır başlamalarını sağlayacağını belirtti. Eraslan, "Hem öğretmenlerin, hem anne babaların, hem de sistemin böyle bir düzenlemeye ihtiyacı var" diye konuştu.
Eraslan, 4+4+4 sisteminin ilk yılı olan 1. sınıf ile son yılı olan 12. sınıfın da birçok tartışmanın odağında olduğunu belirtti. Özellikle Avrupa ülkelerindeki gelişmelere dikkat çekerek, çocukların erken yaşta mesleki ve teknik eğitime yönlendirilmesinin, ara insan gücü olarak yetişmelerinin önemsendiğini ifade etti. "Herkesin mühendis olduğu bir yerde, bu ara gücü sağlayan personeli bulamıyoruz" diyen Eraslan, iş dünyasının ve emek piyasasının talebinin de bu yönde olduğunu, değişen teknolojiye uygun istihdam kanallarının oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bu nedenle, 12. sınıfta da farklı modellerin oluşacağını öngören Eraslan, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından son sınıfın seçmeli olmasından 3+1 seçeneğine kadar birçok alternatifin masada tartışıldığını aktardı. Ayrıca, yakın zamanda toplanacak olan 21. Milli Eğitim Şurası'nda da bu konuların ele alınacağını müjdeledi.
Prof. Dr. Levent Eraslan, 2012'deki ihtiyaçlar ile 2025'teki ihtiyaçların farklılık gösterdiğini vurgulayarak, "Sistemin mutlaka kendini yenilemesi gerekmekte. Okula başlama yaşı ile mezuniyet yılı olan 1. ve 12. sınıfların mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor" sözleriyle reform çağrısını yineledi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.