14710,86%-0,39
43,02% 0,02
50,29% -0,03
6168,97% -0,76
10167,41% 0,08
HÜRRİYETÇİ SENDİKALAR KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI LEVENT KURUOĞLU’NUN YAZILI BASIN AÇIKLAMASI
ENAG, Aralık ayı enflasyonunu yüzde 2,11, yıllık enflasyonu ise %56,14 olarak açıklarken; TÜİK aynı dönem için aylık enflasyonu %0,89, yıllık enflasyonu %30,89 olarak ilan etti. Tıpkı Kasım ayında olduğu gibi, Aralık ayında da TÜİK enflasyonu beklentilerin altında bırakmıştır.
Bu tabloya göre memur ve memur emeklilerine 1 Ocak 2026’dan itibaren yalnızca %18,61, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise %12,19 oranında artış yapılacaktır. En düşük emekli maaşı 18 bin 938 TL seviyesinde kalacak; yani açlık sınırına dayanan milyonlarca emekli ve dar gelirli vatandaş, yoksulluk sınırı altıda maaşa mahkum edilen memur “maaş zammı yapılmış gibi” gösterilerek yoksulluğa ve açlığa mahkûm edilmiştir.
İktidar, alım gücündeki dramatik erimeyi görmezden gelmekte; refah payı gibi telafi edici adımları atmaktan ısrarla kaçınmaktadır. Problemin bizzat kaynağı olan siyasi iktidar, hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi gelişmeleri uzaktan izlemekte; halkın sesini duymamaktadır. Halk yok sayılarak varılacak bir menzil yoktur. Ekonomi yönetimi, rakamlarla oynayarak mutfaktaki yangını söndüremez.
Ancak burada asıl altı çizilmesi gereken bir diğer gerçek daha vardır:
Yetkili konfederasyon ve Toplu Sözleşme Masasında bulunan sendikalar da bu tablonun ortağıdır.
Toplu sözleşme masasında,
•gerçek enflasyonun altında zamlara,
•refah payının yok sayılmasına,
•milyonların alım gücünün erimesine
sessiz kalanlar, gücünü üyelerinden değil iktidardan alanlardır.
Memurun iradesini temsil etmesi gerekenlerin;
•iktidarın politikalarına itiraz etmek yerine savunmaya geçmesi,
•meydanlarda değil, koridorlarda sendikacılık yapması,
•masa başında zaman geçirip sonra kameralar karşısında “kızgınız” pozu vermesi
sendikacılığa da emeğe de ihanettir.
Bugün memur da, emekli de, asgari ücretli de şunu açıkça görmektedir:
Gerçek enflasyon ile açıklanan enflasyon arasındaki makas büyüdükçe, yoksulluk derinleşmekte; zam oranları kâğıt üzerinde yüksek, mutfakta ise yok hükmünde kalmaktadır.
Halkın sofrasındaki ekmek küçülürken, “sabredin” demek çözüm değildir. İktidarın görevi, vatandaşını yoksulluğa alıştırmak değil, refahını artırmaktır. Yetkili sendikaların görevi ise iktidarı alkışlamak değil, üyelerinin hakkını korumaktır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; cesur, bağımsız, ilkeli ve mücadeleci bir sendikal duruştur. “Hak verilmez, alınır” diyen; iktidarın değil, emeğin yanında saf tutan bir sendikal anlayıştır.
HÜRSEN Konfederasyonu olarak emeğin alın terinin değersizleştirildiği bu düzene karşı, sessiz kalmayacağız.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.