14710,86%-0,39
43,02% 0,02
50,29% -0,03
6168,97% -0,76
10167,41% 0,08
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin en somut çıktıları olan "Öğrenci Gelişim Raporları", beklenen motive edici etkiyi yaratmak yerine eğitim sisteminde yeni bir tartışma fitilini ateşledi! Eğitim-Bir-Sen'in son analizine göre; sayfalarca süren değerlendirme metinleri ve yüzlerce kriterlik veri girişleri, öğretmenleri birer "form doldurma memuruna" dönüştürürken, velileri ise "Çocuğumun durumu aslında ne?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Sosyal, duygusal ve akademik alanlardaki aşırı detaylı ölçütlerin minik öğrencilerde "yetersizlik" algısı oluşturabileceği uyarısı yapılırken, sendika sistemin acilen sadeleştirilmesi için düğmeye basılmasını istiyor. Peki, ideal gelişim raporu nasıl olmalı? Milli Eğitim Bakanlığı bu eleştiriler sonrası geri adım atacak mı? Eğitimin geleceğini ve öğretmenlerin tükenmişlik oranlarını doğrudan etkileyen bu bürokratik krizin tüm detayları haberimizde...
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) doğrultusunda ilkokullarda hayata geçirilen Öğrenci Gelişim Raporları, eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı. Eğitim-Bir-Sen, sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda uygulamanın pedagojik katkı sağlamaktan çok öğretmenler için bürokratik bir yük haline geldiğini açıkladı.
Sendikanın değerlendirmesinde, raporların mevcut haliyle eğitim niteliğini artıran bir araç olmaktan uzak olduğu ifade edildi.
Eğitim-Bir-Sen’e göre, her öğrenci için sosyal, duygusal, akademik ve davranışsal alanlarda çok sayıda ölçütün sisteme girilmesi öğretmenlerin ciddi zaman kaybı yaşamasına neden oluyor. Bu yoğun veri girişi sürecinin, öğretmenleri öğrencilerin bireysel gelişimine odaklanmaktan uzaklaştırdığı belirtiliyor.
Açıklamada, form doldurmaya dayalı bu yapının öğretmenlerde tükenmişlik hissini artırdığı, değerlendirmelerin nesnelliğini ise zayıflattığı vurgulandı.
Raporda, öğrencilerin somut ve anlaşılır bir karne beklentisi yerine uzun ve karmaşık değerlendirme metinleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi. Bu durumun, karnelerin motive edici yönünü azalttığı ve öğrenciler açısından geri bildirim değerini düşürdüğü ifade edildi.
Özellikle 1. sınıftan itibaren öğrencilerin çok sayıda kategoriyle değerlendirilmesinin, gelişimi desteklemek yerine erken yaşta etiketlenme ve yetersizlik algısına yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Sendikanın değerlendirmesinde, velilerin öğrenci gelişim raporlarını çoğunlukla soyut, akademik kavramlarla dolu ve anlaşılması güç bulduğu belirtildi. Çocuğun durumu net şekilde ortaya konulmadığı için velilerin, raporu aldıktan sonra öğretmene “Çocuğumun durumu iyi mi, hangi alanda desteğe ihtiyacı var?” sorularını yöneltmek zorunda kaldığı ifade edildi.
Bu durumun, veliyi sürece dahil etmek yerine belirsizlik ve kaygıyı artırdığı görüşü paylaşıldı.
Eğitim-Bir-Sen, TYMM’nin çok yönlü gelişimi esas alan yaklaşımı ile mevcut rapor uygulaması arasında uyumsuzluk bulunduğunu savundu. Süreç odaklı olması gereken sistemin, zamanla sonuç ve puan merkezli bir yapıya dönüştüğü ifade edildi.
Soyut değerlerin ve erdemlerin kalıp ifadelerle ölçülmeye çalışılmasının, modelin temel hedeflerini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı.
Sendika, öğrenci gelişim raporlarının bürokratik veri girişinden çıkarılarak sadeleştirilmiş, anlaşılır ve rehberlik edici bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmesini talep etti. Açıklamada; ölçüt sayısının azaltılması, öğretmenin gözlem niteliğinin güçlendirilmesi ve velilere somut çözüm önerileri sunan dinamik bir yapı oluşturulması gerektiği vurgulandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.