16719,38%0,13
43,52% 0,04
51,42% 0,08
6895,57% -0,18
12008,15% 0,00
Danıştay İkinci Dairesi, sendika kararıyla iş bırakma eylemine katılan sözleşmeli aile hekimlerinin maaşlarından yapılan kesintileri hukuka uygun buldu. 5 Şubat 2026 tarihli bu karar, yüksek mahkemenin geçmişteki "sendikal hak lehine" içtihatlarından farklılaşmasıyla yargı dünyasında yeni bir dönemin kapısını araladı.
Süreç, 2024 yılında bir aile hekiminin sendika kararına uyarak toplamda 8 gün işe gitmemesi ve Sağlık Bakanlığı'nın bu süre için ücret kesintisi yapmasıyla başladı. İstanbul 9. İdare Mahkemesi, 2025 yılında verdiği kararda hekimi haklı bularak kesintiyi iptal etmişti. Ancak Sağlık Bakanlığı'nın itirazı üzerine dosya Danıştay’a taşındı. Danıştay İkinci Dairesi, "çalışılmayan gün için ücret ödenemeyeceği" ilkesine dayanarak yerel mahkeme kararını kanun yararına bozdu.
Danıştay'ın bozma gerekçesinde iki temel hukuki dayanak öne çıktı:
Sözleşme Yönetmeliği: Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği gereği, ödemelerin "fiili çalışma" esasına dayandığı, sendikal eylemin ise ücretli izin sayılan istisnalar arasında yer almadığı hatırlatıldı.
Grev ve İş Kanunu İlişkisi: 6356 sayılı Kanun'un 67. maddesine atıfta bulunularak, eylem süresince iş sözleşmesinin askıda olduğu ve işverenin ücret ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı vurgulandı.
Yüksek Mahkeme ayrıca, sağlık hizmetlerinin aksatılmasının kamu sağlığını riske atabileceğine dikkat çekerek, bu kesintinin bir "disiplin cezası" değil, emeğin karşılığı olan ücretin teknik bir düzenlemesi olduğunu belirtti.
Bu yeni içtihat, Danıştay'ın 2005 yılında verdiği ve sendikal eylemi "meşru mazeret" kabul ederek ücret kesintisini reddeden önceki kararlarıyla çelişiyor. Hukukçular, bu görüş ayrılığının ilerleyen süreçte Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından kesin bir karara bağlanabileceğini öngörüyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.