Bugün, 10 Şubat 2026 Salı
  • BIST 100

    16712,58%-0,05
  • DOLAR

    43,63% 0,10
  • EURO

    51,96% -0,01
  • GRAM ALTIN

    7087,86% -0,42
  • Ç. ALTIN

    11689,47% 0,19

AYM'den Memuriyetin Düşmesine Emsal "Masumiyet Karinesi" Kararı

Anayasa Mahkemesi, zamanaşımıyla düşen ceza davasına rağmen "suçluymuş gibi" değerlendirilerek göreve iade talebi reddedilen memurun açtığı davada masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verdi

Genel 10.02.2026 12:03:00 0
AYM

Anayasa Mahkemesi (AYM), hakkında açılan ceza davası zamanaşımı nedeniyle düşmesine rağmen, idari yargı sürecinde "suç işlemiş" gibi muamele görerek göreve iadesi reddedilen bir kamu görevlisinin başvurusunda hak ihlali kararı verdi. 2021/28412 başvuru numaralı dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, anayasal bir güvence olan masumiyet karinesinin sınırlarını bir kez daha çizdi.

Olay, 1999 yılında bir sivil memurun "askerlikten kurtulmak için hile yapmak" suçlamasıyla yargılanması ve ardından memuriyetine son verilmesiyle başladı. Uzun yıllar süren yargılama sonunda mahkumiyet kararı bozuldu ve dosya zamanaşımı nedeniyle düştü. Ancak başvurucunun göreve iade talebi, idare ve yerel mahkemelerce "idarenin takdir yetkisi" ve "eylemin niteliği" gerekçe gösterilerek reddedildi. İdare Mahkemesi, başvurucunun durumunu "açıktan atama" kapsamında değerlendirerek, kişinin suçlu olduğu yönündeki kanaatini gerekçesine yansıttı.

Anayasa Mahkemesi yaptığı incelemede, masumiyet karinesinin sadece ceza yargılamasını değil, idari ve hukuki süreçleri de kapsadığını vurguladı. Kararda, ceza davası mahkumiyet dışında bir hükümle (beraat, düşme vb.) sonuçlandığında, kamu makamlarının kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak ifadelerden kaçınması gerektiği belirtildi. AYM, yerel mahkemenin başvurucuyu suçlu kabul eden yaklaşımının Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerini ihlal ettiğine hükmetti.

Bu kararla birlikte, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine gönderildi. Ayrıca başvurucuya yaklaşık 30 bin TL yargılama gideri ödenmesine karar verilirken, manevi tazminat talebi yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedildi.

AYM KARARI:

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR MEHMET GEDİK BAŞVURUSU

  • Başvuru Numarası: 2021/28412
  • Karar Tarihi: 16/9/2025
  • Başkan: Hasan Tahsin GÖKCAN
  • Üyeler: Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE
  • Raportör: Duygu BAKAY
  • Başvurucu: Mehmet GEDİK
  • Vekili: Av. Mehmet BULGURCU

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

  1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılan kişinin göreve iade ve sosyal haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davada kurulan hükmün masumiyet karinesini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
  2. Başvurucu, Malatya Askerî Hastanesi Baştabipliği emrinde sivil memur olarak görev yapmakta iken 15/6/1999 tarihinde işlediği iddia edilen eylemler nedeniyle hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır. Malatya 1. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinde açılan ceza davası neticesinde 26/12/2008 tarihli karar ile 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca "Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçuna iştirak" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine hükmedilmiş ve bu karar Askerî Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 7/4/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
  3. Kesinleşen mahkûmiyet kararı üzerine 20/7/2010 tarihli işlem ile başvurucunun memuriyetine son verilmiştir.
  4. Başvurucu, mahkûmiyet kararına yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş; talebin kabulü üzerine dava dosyası yeniden açılmıştır. Başvurucu bu durum üzerine hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığı (idare) nezdinde memuriyete iadesi için talepte bulunmuş ise de bu talep, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının henüz ortadan kalkmadığı gerekçesiyle 30/1/2012 tarihinde reddedilmiştir.
  5. Yeniden görülmeye başlanan ceza davasında, dosya görevsizlik kararı ile Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) gönderilmiştir. Ceza Mahkemesi, 4/11/2014 tarihli karar ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmetmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek 16/2/2017 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu düşme kararı üzerine 28/11/2014 tarihinde tekrar idareye başvurarak geçmişe dönük bütün özlük hakları ile ödenmeyen maaşlarının ödenmesini ve memuriyete iadesini talep etmiş ancak talebi idarenin 26/12/2014 tarihli işlemi ile reddedilmiştir.
  6. Başvurucu, bu işlemin iptali ve maddi haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle önce Askerî Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır. AYİM 1/7/2015 tarihli kararı ile davayı görev yönünden reddetmiştir. Başvurucu, bunun üzerine aynı işleme karşı Malatya İdare Mahkemesi nezdinde dava açmış; memuriyete iade talebinin reddine dair işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
  7. Mahkeme 29/4/2016 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.
  8. Başvurucu, gerekçeli karara karşı temyiz talebinde bulunmuş; davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin bütün sebep ve sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına geldiğini iddia etmiştir. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  9. Danıştay Onikinci Dairesi (Danıştay) tarafından yapılan temyiz incelemesi üzerine mahkeme kararının onanmasına hükmedilmişse de karar düzeltme talebi karşısında dosyayı tekrar ele alan Danıştay, Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesini dikkate alarak başvurucunun memuriyetten çıkarılma işleminin dayanağı mahkûmiyet kararının hukuken tamamen ortadan kaldırıldığını belirterek mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.
  10. Mahkeme, bozma kararı üzerine yeniden dosyayı incelemişse de 6/12/2018 tarihli kararı ile davanın reddi yolunda tesis ettiği ilk kararında direnmiştir. Başvurucunun temyiz talebi üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna (İDDK) gönderilmiştir.
  11. İDDK 16/3/2020 tarihli kararı ile mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine hükmetmiştir.
  12. Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuşsa da İDDK tarafından 3/2/2021 tarihli karar ile talebin reddine hükmedilmiştir.
  13. Başvurucu, nihai kararı 20/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 29/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

 

II. DEĞERLENDİRME

  1. Başvurucu; idarece hukuka aykırı şekilde memuriyetten çıkarıldığı hâlde memuriyete geri dönme talebinin açıktan atanma olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, masumiyet karinesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
  2. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
  3. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını gerektirir.

 

  • ·  Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucunun iddiaları masumiyet karinesi kapsamında incelenmiştir.
  • ·  Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesine yönelik ihlal iddialarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
  • ·  Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber Anayasa'nın suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi [1. B.], B. No: 2014/3905, 19/4/2017, § 27).
  • ·  Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır. Güvencenin ilk yönü kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu yönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).
  • ·  Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir (Galip Şahin, § 40).
  • ·  Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol [2. B.], B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).
  • ·  Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil

yetersizliğine dayalı olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

  1. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır (Münür İçer [2. B.], B. No: 2012/584, 12/3/2015, § 29).
  2. Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan Tosun [1. B.], B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).
  3. Bireysel başvuruya konu olan mahkeme kararı incelendiğinde ceza davasının zamanaşımından düşmesi üzerine başvurucunun yeniden devlet memurluğuna atanmasının mümkün olduğu ancak açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisine sahip olduğu ve başvurucunun talebinin de açıktan atama koşulları çerçevesinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun işlediği suçun niteliğine değinilen kararda yürütülecek hizmetin özelliği ve önemi dikkate alınarak atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına dair değerlendirme yapıldığı görülmektedir.
  4. Başvurucunun durumu değerlendirilirken zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza davasına konu eylemlerin suç niteliği taşıdığı tespiti yapılmış ve iadesi talep edilen görevin önemine vurgu yapılarak atanmama işleminin hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun talebini açıktan atama talebi olarak değerlendirmiştir. Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerin suçluluğu ilgili mahkeme kararıyla sabit olmayan ve zamanaşımı nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan başvurucunun anılan eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancını yansıttığı, bunun yanında başvurucunun talebinin açıktan atama talebine ilişkin olmamasına rağmen Mahkeme tarafından bu yönde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla idarenin söz konusu işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken Mahkeme, başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirmemiş; aksine başvurucunun yargılandığı fiilleri işlediği kabulüne dayanarak karar vermiştir. Bu kapsamda Mahkemenin gerekçesinde kullandığı ifadelerin başvurucunun masumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.
  5. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde mahkeme kararının gerekçesinde, başvurucu hakkındaki zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan ceza yargılamasına atıfta bulunulduğu ve suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

  1. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

  1. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
  2. B. Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
  3. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 1. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
  4. D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
  5. E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
  6. F. Ödemelerin Kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına... YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
  7. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/9/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 

Yorum

Şanlıurfa Öğretmen Akademileri’nden Kısas’a Kültürel İnceleme Gezisi

7 yaşındaki öğrencisini demir çubukla döven öğretmene hapis cezası

Hakime saldırı gerekçesiyle avukata gözaltı

AYM'den Memuriyetin Düşmesine Emsal "Masumiyet Karinesi" Kararı

TEM’de 8 Araç Birbirine Girdi Trafik Durma Noktasına Geldi

Kripto borsası 42 milyar $'lık bitcoini yanlışlıkla müşterilerine gönderdi

Ege'de orta şiddette deprem!

2 ilde bugün okullar tatil, memurlara idari izin

Altın ve Gümüşte Tarihi Oynaklık: Rekor Tahminlere Rağmen Kısa Vadeli Baskı Artıyor

Kante Kadıköy’e Galibiyetle Merhaba Dedi: "Birlikte Harika Şeyler Kutlayacağız"

Bebek Otel’in Sahibi Muzaffer Yıldırım’ın Mal Varlığına El Konuldu

ÖBA aday öğretmenlik eğitim takvimi belli oldu!

Öğretmen maaş promosyonunda rekorlar yerini hayal kırıklığına bıraktı! İşte yeni teklifler ve 2025 yılı promosyonları

Ara tatil, yaz tatili, bayram ve resmi tatiller ile MEB sınav tarihleri belli oldu

Devlet Üniversitelerinde Kadro Yetki Doğrudan Cumhurbaşkanlığına Verildi

2026 Türkiye nüfusu, illere göre nüfus ve artış oranları açıklandı

MEB’den Kaçak Eğitim ve Barınma Yerlerine Karşı Yeni Genelge

Kano'da trafik kazası: 30 ölü çok sayıda yaralı

Merkezi denetim müfettişleri sendika üyesi olamaz! Yargıtay'dan karar

Yeni kar yağışı geliyor, meteorolojiden 3 ile sarı alarm!

MEB'in Okulumda Sağlıklı Besleniyorum Programı Yemek Listesi Yayımlandı! Menüde Neler Var?

Emeklilere 10.000 TL pazar desteği için başvuru şartları belli oldu

9 yıldır aranan emniyet müdürü yol kontrolünde yakalandı

Erkek Koğuşunda Kaldığı İddia Edildi! Fenomenler Operasyonunda İkinci Dalga: Mükremin Gezgin Tutuklandı

Mika Raun Uyuşturucu Soruşturmasında Tutuklandı!

YKS Sınav Ücretlerı Dudak Uçuklattı

Pragmatizm Kelimesinin Anlamı

Son Dakika Deprem Haberleri! 8 Şubat

Fenomenlere "Fuhuş" Operasyonu: 6 İsim Birden Tutuklandı!

Epstein Dosyaları ve FETÖ Bağlantıları: Yeni Dünya Düzeninde Güç Savaşları Deşifre Oluyor

Yükleniyor

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.