15632,19%1,20
43,26% -0,02
50,33% 0,27
6487,80% 1,78
10416,37% 0,00
Memur Sen’in kurucu üyelerinden olan Yıldırım Demirci, Ali Yalçın’ı ağır bir dille eleştirdi. Yalçın’ın eleştirel açıklaması şöyle:
Kurucu üyesine amansız bir şekilde başlattığı adli ve idari soruşturmalardan umduğunu bulamayan ve sendika yöneticiliğinden kamu yöneticiliğine geçen bazı bürokratların FETÖ soruşturmaları kapsamında isimlerinin geçmesi Ali Yalçın’da travmalar oluşturmuştur.
Maaşlarının yarısından fazlasını kiraya vererek ay sonunu getirmeye çalışan milyonlarca memur hâlâ kirada sürüklenirken; sendikacıların, üyelerin barınma ihtiyacını bahane ederek kooperatif marifetiyle TOKİ arazilerine amacı dışında lüks konutlar yaptırması kamu vicdanında derin bir yarılmaya yol açmıştır.
Bu kooperatifler üzerinden bazı üyelerin 2’şer, 3’er, 5’er, 10’ar; hatta bir üyenin 66 adet konut edinmesi, artık izah edilemeyecek bir ahlaki çöküşün belgesidir. Bu tablo, sendikal mücadelenin değil, örgütlü rantın fotoğrafıdır.
Bazı sendika üst yöneticilerinin, “üyenin konut ihtiyacı” söylemiyle kurdukları kooperatifler üzerinden haksız kazanç devşirmeleri, eleştirel yazılarımızın ana eksenini oluşturmaktadır. Bu gerçekler karşısında cevap üretmek yerine, Anayasa’nın teminat altına aldığı ifade özgürlüğü kapsamında kaleme alınan yazılarımız defalarca Bakanlığımıza şikâyet edilmiştir.
İdari soruşturmalarla bu Fakir’i görevden aldıracaklarını, korkutarak susturacaklarını, sendikada tek sesli ve itirazsız bir düzen inşa edeceklerini sanan Ali Yalçın ve çevresinin hesabı tutmamıştır. Çünkü “Onların bir hesabı varsa, elbette Allah’ın da bir hesabı vardır.” Ve bu hakikat, bütün çıplaklığıyla tecelli etmiştir.
Bakanlık müfettişlerimizin raporlarıyla açıkça sabit olduğu üzere; yazılarımız görevimizle ilgili değildir ve tamamen kamu yararı bilinciyle kaleme alınmıştır. Eleştirilerimizin muhatabı olan sendikacıların Kuşadası’ndaki lüks konutlarını yargıya taşıdığımızı da 29.09.2025 tarihli “Yetim Hakkı Üzerinden Rant Villaları: Kuşadası Skandalı Yargıda” başlıklı yazımızla kamuoyuna ilan etmiştik.
Bugün gelinen noktada bu dosyanın hükmü; Sayın Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un da ifade ettiği gibi, gücünü bağımsızlığından, meşruiyetini tarafsızlığından, saygınlığını ise milletin vicdanından alan bağımsız Türk Yargısı’na aittir.
Milli Eğitim Bakanlığı; bir sendika genel başkanının kişisel ikbal hesaplarına, menfaat değirmenlerine su taşıyan bir yapı değildir. Milli Eğitim Bakanlığı; Türkiye yüzyılı hedeflerini gerçekleştirerek yeryüzünde huzur, barış, refah ve adaleti tesis edecek asımın neslini yetiştiren Türkiye’nin en önemli ve en saygın bakanlıklarından biridir. Sayın Yusuf Tekin liderliğindeki Bakanlığımız, kararlarını şahıslara göre değil; kanuna, hukuka, vicdana ve kamu yararına göre alır.
Öte yandan sendika yöneticiliğinden veya sendika referansıyla kamu yöneticiliğine geçen bazı bürokratların; düşük performansları, zayıf iletişimleri ve FETÖ soruşturmaları kapsamında isimlerinin geçmesi, sendikanın bu alandaki sicilinin de parlak olmadığını açıkça göstermektedir.
Özetle sorun; birkaç eleştirel yazı değil, sendikacılığın rantla kirletilmesini ve yetim hakkının lüks konutlara dönüştürülmesini eleştirenlerin susturulmak istenmesidir.
Yıldırım Demirci
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.