13984,11%-0,37
42,59% 0,02
49,83% 0,59
5796,73% 0,52
9292,05% 0,12
Yükseköğretim kurumlarını yakından ilgilendiren öğretim üyesi emeklilik yaş sınırı, 2547 sayılı Kanun gereği 67 yaş olarak belirlenmişken, 2006 yılından bu yana yeni üniversitelerin kadro ihtiyacı nedeniyle uygulanan geçici düzenleme kritik bir dönemece girdi. Halihazırda 43 üniversitede yaş sınırını 75'e kadar yükselten Geçici 55. Madde'nin geçerlilik süresi 31 Aralık 2025'te sona erecek. Yaş haddini doldurmak üzere olan akademisyenler ve kadro planlaması yapan üniversiteler, Yükseköğretim Kurulu (YÖK)'ndan düzenlemenin akıbetine dair net bir açıklama bekliyor.
Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında öğretim üyelerinin emeklilik yaşı normal şartlarda 67 olarak uygulanıyor. Ancak 2006’dan sonra art arda kurulan yeni üniversitelerde ciddi öğretim üyesi açığı ortaya çıkınca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen Geçici 55. madde ile önemli bir istisna getirildi.
Bu madde sayesinde, 2006–2008 döneminde kurulan 41 üniversitede emeklilik yaşı önce 72’ye, daha sonra 671 sayılı KHK ile 75’e çıkarıldı. 2020 yılındaki düzenlemeyle kapsama Kafkas Üniversitesi ile Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi de eklenerek sayı 43’e yükseltildi. Aynı düzenlemenin geçerlilik süresi ise 31 Aralık 2025 tarihine kadar uzatıldı.
Yaklaşık 17 yıldır yürürlükte olan bu uygulamanın süresinin dolmasına yalnızca bir yıl kalırken, üniversitelerde kaygı giderek büyüyor. Özellikle:
67 yaşını aşmış olup görevine devam eden öğretim üyeleri,
67 yaşını doldurmak üzere olan akademisyenler,
2026 sonrası kadro planlaması yapan üniversiteler
kararın uzatılıp uzatılmayacağı konusunda ciddi bir belirsizlik içinde bulunuyor.
Birçok akademisyen, YÖK’ün henüz net bir açıklama yapmamasının planlamaları zora soktuğunu dile getiriyor. Üstelik bazı üniversitelerde kritik bölümlerin ders yükü, bu kapsamda görev yapan öğretim üyelerine bağlı olduğu için olası bir sona erme durumunda akademik işleyişte ciddi aksamalar yaşanabileceği belirtiliyor.
Özellikle tıp, mühendislik, eğitim ve temel bilimlerde deneyimli akademisyen bulmanın zorluğu düşünüldüğünde, 75 yaş sınırının kalkması durumunda birçok üniversitenin kadro planının ciddi şekilde değişeceği ifade ediliyor.
Yükseköğretim yöneticileri, 2006’dan bu yana yapılan düzenlemenin sadece “öğretim üyesi açığını kapatma” değil, aynı zamanda yeni nesil üniversitelerin kurumsal olgunluğa ulaşması için zorunlu bir adım olduğunu hatırlatıyor.
Öğretim üyeleri ve üniversite senatoları, sürenin uzatılıp uzatılmayacağına ilişkin YÖK’ten bir açıklama bekliyor.
Belirsizliğin hem bireysel planlamaları hem de bölüm bazlı akademik düzenlemeleri olumsuz etkilediği vurgulanıyor.
Kritik sorunun yanıtı ise hâlâ masada duruyor:
75 yaş uygulaması 2026’da da devam edecek mi?
Editör Yorumu
Akademide yıllardır sürdürülen 75 yaş düzenlemesi, bazı üniversiteler için hayati bir denge unsuru hâline geldi. Bu nedenle 2025 sonrası için alınacak karar, sadece bireylerin değil, kurumların geleceğini de doğrudan şekillendirecek. YÖK’ün süreci daha fazla uzatmadan netleştirmesi, hem akademisyenlerin hem de yükseköğretim sisteminin sağlıklı işleyişi açısından kritik bir ihtiyaç.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.