15811,53%0,87
43,38% 0,06
51,47% 0,38
7055,81% 1,60
11326,76% 0,00
Türkiye’de öğretmen olma hayali kuran binlerce genç için artık sadece KPSS puanı yeterli değil; "Akademi" eşiği resmen hayata geçiyor! Millî Eğitim Bakanlığı, doğrudan atama sistemini rafa kaldırarak öğretmen adaylarını 12 ay sürecek yoğun bir hazırlık kampına alıyor. 20 Ocak 2026 itibarıyla başvuruları başlayan bu dev projede en çok merak edilen konu ise kürsüde kimlerin olacağıydı. Profesörlerden doçentlere, sahanın tecrübeli ismi başöğretmenlerden uzman eğitimcilere kadar dev bir kadro, yeni nesil öğretmenleri yetiştirmek için bir araya geliyor. Peki, teorik derslerde akademisyenler, uygulama süreçlerinde uzman öğretmenler nasıl bir rol paylaşımı yapacak? 10 bin adayın tabi tutulacağı yazılı ve uygulamalı sınavların detaylarında neler var? İşte eğitim dünyasında taşları yerinden oynatan Millî Eğitim Akademisi’nin eğitmen kadrosu ve işleyişine dair tüm merak edilenler...
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen yetiştirme ve atama sürecinde uzun süredir tartışılan yapısal dönüşümü hayata geçirdi. Yeni düzenlemeyle birlikte doğrudan öğretmen atama modeli sona erdirilirken, mesleğe giriş süreci Milli Eğitim Akademileri üzerinden yürütülecek.
Uygulamanın ilk aşamasında 10 bin öğretmen adayı, Milli Eğitim Akademilerine kabul edilecek. Akademilere alınan adaylar, yaklaşık 12 ay sürecek yoğun ve çok yönlü bir eğitim programına tabi tutulacak. Bu süreçte öğretmen adaylarının hem akademik yeterlilikleri hem de mesleki uygulama becerileri ölçülecek.
Milli Eğitim Akademileri için başvurular 20 Ocak 2026 tarihi itibarıyla başladı. Kabul edilen adaylar eğitim süreci boyunca yazılı sınavlara ve uygulamaya dayalı değerlendirmelere katılacak. Eğitim programını başarıyla tamamlayan adaylar, sürecin sonunda sözleşmeli öğretmen olarak atanma hakkı elde edecek.
Yeni sistemde, öğretmen adaylarının sadece teorik bilgiyle değil, sınıf içi uygulamalar ve mesleki yeterlilikler üzerinden değerlendirilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle akademi modeli, öğretmenlik mesleğine geçişte daha kontrollü ve yapılandırılmış bir yol sunmayı amaçlıyor.
Milli Eğitim Akademilerinde yürütülecek eğitim programlarında ağırlıklı olarak üniversitelerin akademik kadroları görev alacak. Bu kapsamda derslere;
Profesörler,
Doçentler,
Doktor öğretim üyeleri
katılacak. Akademik kadrolar, alan bilgisi, eğitim bilimleri ve öğretim yöntemleri başlıklarında öğretmen adaylarına eğitim verecek.
MEB, akademik eğitimin yanında saha deneyiminin aktarılmasına da önem veriyor. Bu doğrultuda, sınırlı sayıda olmak üzere uzman öğretmenler ve başöğretmenler de Milli Eğitim Akademilerinde ders ve uygulama görevi üstlenecek.
Bu öğretmenler, sınıf yönetimi, okul kültürü, öğrenciyle iletişim ve mesleki uygulamalara yönelik deneyimlerini aday öğretmenlerle paylaşacak. Böylece teori ile uygulama arasında daha güçlü bir bağ kurulması hedefleniyor.
Milli Eğitim Akademileri modeliyle birlikte öğretmenlik mesleğine geçiş süreci daha uzun soluklu, ölçme ve değerlendirme odaklı bir yapıya kavuşmuş olacak. Bakanlık, bu sistemle öğretmen niteliğini artırmayı ve mesleğe daha donanımlı bireyler kazandırmayı amaçlıyor.
Yeni uygulamanın, önümüzdeki yıllarda öğretmen istihdam politikalarının temel belirleyicilerinden biri olması bekleniyor.
“Akademi Modelinin KPSS’ye Etkisi Ne Olacak?”
Milli Eğitim Akademileriyle birlikte KPSS’nin öğretmen atamalarındaki belirleyici rolü zayıflıyor. KPSS, adayların akademiye kabulünde bir eşik olarak önemini korurken, atama sürecinin tamamını belirleyen tek unsur olmaktan çıkıyor.
Yeni modelde adayların mesleki yeterliliği, sınıf içi performansı ve uygulamalı değerlendirme sonuçları öne çıkıyor. Bu durum, test odaklı hazırlık yerine uzun soluklu mesleki gelişimi merkez alan bir öğretmen yetiştirme anlayışına geçildiğini gösteriyor.
Ancak akademi sürecinin değerlendirme kriterlerinin net ve şeffaf olmaması halinde, KPSS’den sonra belirsizlik algısının artabileceği de eğitim camiasında dile getiriliyor.
Avantajlar
Mesleğe başlamadan önce uygulamalı ve yapılandırılmış eğitim alma imkânı
Sınıf içi deneyim kazanarak öğretmenliğe daha hazır başlama
Akademik ve saha deneyiminin birlikte sunulması
Öğretmen niteliğinin artırılmasına yönelik sistematik yaklaşım
Riskler
Akademi sürecinin uzunluğu nedeniyle atamaya geçiş süresinin uzaması
Değerlendirme ölçütlerinin net olmaması halinde subjektiflik riski
KPSS sonrası ek bir eleme sürecinin adaylar üzerinde baskı oluşturması
Kontenjan sınırlamaları nedeniyle belirsizliklerin artması
Bu yönleriyle akademi modeli, aday öğretmenler için hem fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken yeni risk alanları barındırıyor.
Öğretmen yetiştirme süreci, sadece atama sayılarıyla değil, mesleğe kazandırılan insan kaynağının niteliğiyle ölçülür. Milli Eğitim Akademileri modeli, doğru planlama ve şeffaf uygulamalarla desteklenmesi halinde öğretmenlik mesleği için önemli bir eşik olabilir.
Ancak sistemin başarısı; ölçme ve değerlendirme süreçlerinin açık, adil ve denetlenebilir olmasına bağlı olacak. Aksi halde, doğrudan atamanın kaldırılmasıyla hedeflenen kalite artışı, yeni bir belirsizlik alanına dönüşebilir. Eğitim camiasının gözü, bu sürecin nasıl uygulanacağında olacak.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.