Sınıf içinde çekilen renkli videolar, milyonlarca izlenen danslar ve "eğlenceli" görünen kurgulanmış ders sahneleri... Görünüşte motivasyon kaynağı gibi sunulan "fenomen öğretmen" trendi, aslında eğitimin kalbine saplanan sessiz bir hançer mi? Prof. Dr. Kamer, dijitalleşmenin gölgesinde kalan acı gerçekleri tek tek gün yüzüne çıkarıyor. Akademik başarının düşmesinden çocuk ihmali ve istismarı riskine, mesleki etik ihlallerinden velilerin içine düştüğü yanılgıya kadar sarsıcı tespitler haberimizde. İngiltere gibi ülkelerin sert yasaklarla durdurmaya çalıştığı bu dijital akım, Türkiye'deki okullarda nasıl bir tahribat yaratıyor? İdarecilerin ve velilerin bilmesi gereken gizli tehlikeler neler?
Dijital platformların hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte eğitim dünyasında da yeni ve tartışmalı bir kavram öne çıkıyor: fenomen öğretmenlik. Sosyal medyada geniş kitlelere ulaşan bazı öğretmenlerin sınıf içi görüntüleri paylaşması, uzmanlar tarafından ciddi akademik ve etik riskler barındırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Prof. Dr. Kamer, dijitalleşmenin eğitim üzerindeki etkilerini değerlendirirken, fenomen öğretmenlik akımının sanıldığı gibi öğrencilerin motivasyonunu artırmadığını, aksine akademik başarıyı zayıflattığını ifade ediyor. Kamer'e göre sınıfların sosyal medya içeriği üretme alanına dönüşmesi, eğitimin temel hedefi olan öğrenme sürecini ikinci plana itiyor.
Kamer, takipçi sayısı ve reklam geliri elde etme motivasyonuyla yapılan paylaşımların dersleri doğal akışından kopardığını belirtiyor. Kurgulanmış senaryolar, tekrar edilen çekimler ve kamera odaklı ders anlatımları, öğrencilerin dikkatini öğrenmeden çok performansa yöneltiyor. Bu durumun uzun vadede çocukları akademik disiplin yerine yalnızca eğlence odaklı bir anlayışa alıştırdığı vurgulanıyor.
Bazı velilerin bu paylaşımları modern eğitim yöntemi olarak görüp desteklemesinin de yanlış bir algıya dayandığını belirten Kamer, eğitimin sosyal medya beğenileri üzerinden ölçülemeyeceğinin altını çiziyor.
Uzmanlara göre asıl kritik başlıklardan biri de çocuk hakları. Öğrencilerin masum anlarının, kişisel özelliklerinin ya da davranışlarının, rızaları olsa dahi sosyal medya platformlarında paylaşılması ciddi hak ihlallerine yol açabiliyor. Kamer, çocukların bugün zararsız gibi görünen bu paylaşımlar nedeniyle ilerleyen yıllarda psikolojik ve sosyal sorunlarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.
Sınıf içi görüntülerin kontrolsüz biçimde dolaşıma girmesi, çocuk ihmali ve istismarı riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, dijital hafızanın kalıcı olduğuna vurgu yaparak bu içeriklerin telafisi zor sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.
Dünya genelindeki akademik araştırmalar da fenomen öğretmenlik uygulamalarının başarıyı artırmadığını ortaya koyuyor. Prof. Dr. Kamer, İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede öğretmen-öğrenci arasındaki sosyal medya etkileşimlerine ciddi sınırlamalar getirildiğini hatırlatıyor. Bu ülkelerde öğretmenlerin sınıf içi paylaşımlarının net kurallar çerçevesinde denetlendiği belirtiliyor.
Fenomen öğretmenlik anlayışının yalnızca öğrencilere değil, öğretmenlik mesleğinin saygınlığına da zarar verdiğini belirten Kamer, sürekli içerik üretme baskısının yanlış bir başarı algısı oluşturduğunu ifade ediyor. Öğretmenliğin, görünürlük ve popülerlik üzerinden değil, nitelikli eğitim üzerinden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bu noktada okul idarecilerine de önemli görevler düştüğünü belirten uzmanlar, öğretmenlerin sosyal medya kullanımını etik sınırlar içinde düzenleyecek kapsamlı rehberlerin hazırlanması gerektiğini savunuyor. Kurumsal denetim ve net ilkeler olmadan bu sürecin yönetilemeyeceği görüşü öne çıkıyor.
Uzmanlar, velilerin sosyal medyada karşılaştıkları içeriklere sorgulayıcı bir bakışla yaklaşması gerektiğini belirtiyor. Eğitimin temel amacının akademik gelişim ve sağlıklı bireyler yetiştirmek olduğuna dikkat çekilerek, dijital görünürlüğün bu hedefin önüne geçmemesi gerektiği ifade ediliyor.