2026 yılının ilk yarısı için geçerli olacak memur zam oranlarının netleşmesiyle birlikte, kamu personeli arasındaki maaş hiyerarşisi yeniden kamuoyunun dikkatine sunuldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan veriler ışığında belirlenen %18,6 oranındaki artış, farklı meslek grupları arasındaki gelir makasını bir kez daha tartışmaya açtı. Özellikle eğitim camiası ile dini hizmet kadroları arasındaki ücret farkı, sosyal medya mecralarında geniş yankı buldu.
Yeni dönem maaşları, %11'lik toplu sözleşme kazanımı ile %6,85'lik enflasyon farkının kümülatif toplamı olan %18,6üzerinden hesaplandı. Bu düzenlemeyle birlikte aile yardımı da dahil edildiğinde en düşük memur aylığı 50.503 TL seviyesinden 61.890 TL bandına taşındı. Ancak tüm unvanlara aynı oranda zam yapılmasına rağmen, taban ücretlerdeki mevcut farklılıklar nominal artış miktarlarını da doğrudan etkiledi.
1/4 derecesindeki personeller baz alındığında ortaya çıkan tablo şu şekildedir:
| Unvan (1/4 Derece) | 2025 Mevcut Maaş | 2026 Ocak Zamlı Maaş |
|---|---|---|
| Öğretmen | 61.146 TL | 72.519 TL |
| Vaiz | 63.916 TL | 75.804 TL |
Veriler incelendiğinde, uzmanlık tazminatı almayan bir öğretmenin aylık kazancının, aynı derece ve kademedeki bir vaizin 3.285 TL gerisinde kaldığı görülmektedir. Uzman öğretmen unvanına sahip eğitimcilerin maaşı 80.377 TL'ye çıksa da, temel öğretmen maaşının diğer kamu unvanları karşısındaki konumu "ücret adaleti" tartışmalarının odağına yerleşti.
Maaş tablosundaki bu ayrışma yalnızca yapılan yüzdelik zamla ilgili değil, aynı zamanda personelin ek gösterge, tazminat yansıtma oranları ve taban aylık yapısındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Vaizlerin temel ücret parametrelerinin öğretmenlere kıyasla daha yüksek bir tabandan başlaması, yüzdelik zam uygulandığında farkın daha da belirginleşmesine yol açıyor.
Sosyal medyada yükselen eleştirilerin odağında, öğretmenlerin yıl ilerledikçe vergi dilimine girmesi nedeniyle yaşadıkları alım gücü kaybı yer alıyor. Eğitim sendikaları ve paydaşları, bazı meslek gruplarına geçmiş dönemlerde yapılan iyileştirmelerin tüm kamu personeline dengeli bir şekilde yansıtılması gerektiğini savunuyor. Bu durumun, gelecek toplu sözleşme görüşmelerinde en kritik maddelerden biri olması bekleniyor.