Menü Öğretmenler Sitesi
Tarih: 27.03.2026 12:50
Memuriyetin "Kıymeti" Neden Kalmadı? Bir Yanılgının Anatomisi

Memuriyetin "Kıymeti" Neden Kalmadı? Bir Yanılgının Anatomisi

Facebook Twitter Linked-in

Kıymetli meslektaşlarım ve kamuoyu;
​Bir felsefe grubu öğretmeni ve eğitim neferlerinin hak mücadelesini yürüten bir Genel Başkan olarak, geçtiğimiz günlerde yetkili sendika başkanı Ali Yalçın'ın "Memur olmanın pek kıymeti kalmadı" açıklamasını hayretle ve ibretle takip ettim. Bu itiraf, sadece ekonomik bir gerçeği değil, bir irade iflasını da gözler önüne sermektedir.
​Friedrich Nietzsche'nin, o meşhur "Böyle Buyurdu Zerdüşt" kitabından hareketle bu durumu analiz etmek istiyorum. Yazar kitapta bizleri bir konuda uyarır: "Kendi değerini koruyamayan, başkasının lütfuna mahkûm kalır."
*Mağdur Değil, Müsebbibsiniz!* 
​Yetkili sendika başkanı, sanki bu süreci dışarıdan bir gözlemci gibi izliyormuşçasına dert yanıyor. Oysa memuriyetin o "kıymeti" gökten inen bir kararla azalmadı.
​O kıymet; toplu sözleşme masalarında "memuru enflasyona ezdirmedik" deyip, gerçek hayat pahalılığına göz yumulduğunda bitti.
​O kıymet; eğitim çalışanlarının sosyal ve ekonomik statüsü erirken, masada güçlü bir duruş sergilenemediğinde kayboldu.
Kitabın ana karakteri olan Zerdüşt, dağda on yıl boyunca "güneşten taşana kadar" bekleyen, olgunlaşan ve sonra bu bilgeliği insanlara "sunmak" (hediye etmek) için aşağı inen bir figürdür. Zerdüşt'ün dediği gibi: "Sorumlu davranmayanlar, her zaman yıkımın suçunu başkasına atarlar." Bugün memuriyetin kıymeti kalmadıysa, bu durum o kıymeti korumakla görevli olan "yetkili" ama "etkisiz" sendikanın bizzat kendi eseridir.
*Memur "Sürü" Değildir, İradesi Vardır* 
​Yıllarca eğitim çalışanlarını "şükür" ve "istikrar" söylemleriyle pasifleştirenler, bugün gelinen noktada memuru asgari ücret seviyesinde bir yaşama mahkûm etmiştir. Okul müdüründen hizmetlisine kadar tüm eğitim paydaşları, artık sadece geçim derdiyle boğuşan bir kitle haline getirilmek isteniyor. Ancak biz felsefeden biliyoruz ki; insan, kendi değerini kendisi inşa eden varlıktır. Memur, kendisine biçilen bu düşük değeri kabul etmek zorunda olan bir "sürü" parçası değildir.
​Zerdüşt'ün dediği gibi: "Kendi üzerine yükselmeyen, her zaman başkasının ayakları altında kalır."
*Bir Yol Ayrımındayız – Her Seçiş Bir Vazgeçiştir!* 
​Kıymetli meslektaşlarım, unutmayalım ki hayatta "Her seçiş, aynı zamanda bir vazgeçiştir." Bugün Ali Yalçın'ın "kıymet kalmadı" itirafı, aslında tüm kamu çalışanlarının önüne bir ayna koymuştur.
​Memurlar olarak artık bir karar vermek zorundayız: Ya bizi masada değersizleştiren, iradesini başkalarına devretmiş bu edilgen yapıları seçip kendi kararlarımızdan vazgeçeceğiz; ya da kendi ayakları üzerinde duran, gücünü sadece üyelerinden alan bağımsız bir mücadeleyi seçerek prangalarımızdan vazgeçeceğiz.
​Bizim sendikal anlayışımız, Nietzsche'nin tasvir ettiği gibi "kendi yasasını kendi koyan", kimseden icazet beklemeyen ve kararlarını sadece mutfaktaki yangına, sınıftaki emeğe göre veren özgür bir iradedir. Memuriyetin yitirilen kıymetini, başkalarının lütfuna sığınarak değil, ancak kendi gücüne güvenen, "dik duran" bir yapıyla geri kazanabiliriz. Gün, başkalarının yazdığı mağduriyet senaryosunda figüran olma günü değil; kendi hakikatini ve değerini bizzat inşa etme günüdür.
​Tercihiniz; ya sızlanan bir teslimiyet, ya da hakkını söke söke alan onurlu bir gelecek olacaktır vesselam...

27.03.2026
Ayhan Gökkaya 
Eysen Genel Başkanı




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —