Uluslararası Para Fonu (IMF), Şubat 2026 dönemini kapsayan Türkiye değerlendirme raporunu yayımladı. Raporda, iç talepteki canlılığın sürdüğüne işaret edilerek, enflasyonla mücadelede kararlılık ve para politikasında sıkılık mesajları öne çıktı.
Ekonomi yönetiminin enflasyon ataletini kırma çabalarına değinen IMF, asgari ücret ve kamu personeli maaş artışlarının belirlenmesinde yeni bir yaklaşım önerdi. Geçmiş dönem enflasyon verileri yerine, gelecek dönem için hedeflenen enflasyon oranlarının baz alınması gerektiğini savunan kurum, bu yöntemle fiyat artış hızının daha kontrol edilebilir hale geleceğini vurguladı.
Raporda, dezavantajlı gruplara yönelik sosyal desteklerin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Çocuklu ailelerin vergi yükünün hafifletilmesi, dar gelirli çalışanlara yönelik ücret destekleri ve çocuk bakım hizmetlerine dair teşviklerin; hem kadınların iş gücüne katılımını artıracağı hem de kayıt dışı ekonomiyle mücadelede kilit rol oynayacağı ifade edildi.
Enflasyonun hedeflenen seviyelere gerilemesine kadar politika faizinin yüksek seviyelerde tutulması gerektiğini kaydeden IMF, kredi genişlemesinin kontrol altına alınması için gerekirse ek sıkılaşma adımlarının atılabileceğini bildirdi. Politika faizinin %48 bandına çekilmesinin bir seçenek olarak masada kalması gerektiği analiz edildi.
Bankacılık sektörünün karlılık performansını korumasına rağmen, yüksek dolarizasyon ve döviz borçluluğunun risk unsuru olmaya devam ettiği belirtildi. IMF, sürdürülebilir bir büyüme ivmesi için şu reform başlıklarına dikkat çekti:
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) finansmana erişiminin kolaylaştırılması.
Eğitim ve hukuk alanında nitelikli iyileştirmelerin yapılması.
Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dışa bağımlılığın azaltılması.
Raporda ayrıca, Merkez Bankası rezervlerinin güçlendirilmesi ve finansal denetim mekanizmalarının uluslararası standartlara tam uyumlu hale getirilmesi gerektiği hatırlatıldı.