İSTANBUL – Türkiye konut piyasası, 2025 yılında sergilediği güçlü performansın ardından gözünü 2026 yılına çevirdi. Sektör temsilcileri; para politikasındaki değişimler, faiz indirim döngüsü ve arz-talep dengesiyle birlikte konutun yatırımcı için yeniden "en güvenli liman" haline geleceğini öngörüyor.
TÜİK verilerine göre, 2024 yılında 1 milyon 478 bin seviyesinde gerçekleşen konut satışları, 2025 yılında yüzde 14,3 oranında bir ivme yakalayarak 1 milyon 688 bine ulaştı. Satışların dağılımına bakıldığında, piyasada ikinci el konutlar yüzde 67 ile hakimiyetini korurken, yeni projelerdeki sınırlı arza rağmen birinci el satışlar yüzde 33 pay aldı. Sektör temsilcisi Ramazan Taş, piyasadaki dönemsel durgunluk algısına karşın verilerin beklentileri aşan bir direnç gösterdiğini vurguladı.
Konut alımında en kritik eşik olan kredi faizleri, sektörün rotasını belirlemeye devam ediyor. Geçmişteki düşük faiz dönemlerinde kredili satışların toplam içindeki payının yüzde 50'lere ulaştığını hatırlatan Taş, güncel verilerde bu oranın yüzde 14 seviyelerinde kaldığına işaret etti. Merkez Bankası'nın faiz indirim sürecinin piyasayı canlandıracağını belirten Taş, faizlerin yüzde 1,99 bandına çekilmesinin bile ertelenmiş talebi harekete geçirmek için yeterli olacağını ifade etti.
Gayrimenkul getirilerinin 2025 yılında enflasyon verilerinin bir miktar gerisinde kaldığını ifade eden uzmanlar, 2026 yılında bu tablonun tersine döneceği görüşünde birleşiyor. Fiyatlarda geçmişteki gibi kontrolsüz ve sert sıçramalar beklenmese de, özellikle yılın ikinci yarısından itibaren konutun enflasyonu geride bırakan bir prim potansiyeline sahip olduğu değerlendiriliyor.
İnşaat girdi maliyetlerindeki yükselişin devam etmesi, konut fiyatlarındaki yukarı yönlü baskıyı diri tutuyor. Son verilere göre;
İşçilik maliyetleri: %30,67
Malzeme fiyatları: %21,47
Toplam inşaat maliyet artışı: %24,50
seviyesinde gerçekleşti. Sektör paydaşları, faizlerin düşmesiyle birlikte talep patlaması yaşanabileceğini ve bunun fiyatları hızla yukarı taşıyabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, peşin alım gücü olan veya şirket içi taksitlendirme seçeneklerini kullanan yatırımcılar için mevcut dönemin stratejik bir fırsat sunduğu kaydediliyor.