Simon Bolivar, inadıyla yürüdü tarihe. Bir kıtanın emperyalizme karşı özgürlük hayalini omuzladı, imparatorluklara karşı bir fikir olarak direndi ve 1821 yılında Latin Amerika'yı İspanyol sömürgesinden kurtardı. Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak da bilinen Venezuela, 303 milyar varil ile dünyada en fazla petrol rezervine sahiptir. Hugo Chavez, 2007 yılındapetrolü ABD şirketlerinin kontrolünden çıkardı ve millileştirdi. Petrol gelirlerini halka ve sosyal programlara yönlendirdi.
Emperyalist ve Siyonist saldırganlık, dünyayı sömürge alanı görmeye, mazlumların canını ve iradesini yok saymaya devam etmektedir. Gazze'yi tehcir etmeye yeltenenler bugün Venezuela'ya karşı çirkin saldırılarını sürdürüyorlar.
ABD'nin uluslararası hukukun ve antlaşmaların açık ihlali bir operasyonla Venezuela Devlet Başkanı NicolasMaduro'yu kaçırması, "hukuk", "insan hakları" ve "demokrasi" söylemleriyle dünyaya ders vermeye çalışan ABD'nin haydutluğu ve yağmacılığı bir kez daha gözler önüne serildi. Uzmanlar, bu tabloyu "modern çağın korsanlığı" ve "devlet terörü" olarak nitelendiriyor.Uluslararası hukuk ve antlaşmalar hiçbir ülkeye dünyanın jandarmalığı görevini vermemiştir.
Ayrıca parantez içerisinde şunu da belirtelim: Maduro'nun kaçırılması öve öve bitiremedikleri ve allayıp pulladıkları ABD Özel Kuvvetleri Delta Force'nin becerisi değil, parayla ülkesinin geleceğini satan vatan hainlerinin alçaklığıdır. Mademki Delta Force bu kadar marifetliydi de niçin Gazze'de bir tane bile rehine kurtaramadı. Yine iki helikopterini ve 19 askerini kaybettikleri 1993 yılındaki Mogadişu hezimetini bilmeyenimiz yoktur.
Yaşananlar, ABD'nin çıkarları söz konusu olduğunda hiçbir evrensel değeri tanımadığını, gücü yetene zorbalığı meşru gördüğünü bir kez daha ortaya koydu. Maduro'nun basına servis edilen resimleri, yalnızca Venezuela'ya değil, tüm dünyaya verilmiş açık bir gözdağıdır. Bu olay, "özgürlük" maskesi altındaki şiddetin ve çifte standardın tarihe geçen utanç fotoğrafıdır.
Bu saldırganlıklar sadece Gazze'ye ve Venezuela'ya değil, tüm insanlığa yöneliktir. Bir ülkenin egemenlik hakları ihlal ediliyorsa, devlet başkanı kaçırılıyorsa,yeraltı kaynakları sömürülüyorsa, vali atayarak bir halkın iradesi yok sayılıyorsa uluslararası hukuk ve normlar rafa kaldırılmış demektir. Belirsizliklerin yaşandığı günümüz dünyasında ancak güçlü devletler ayakta kalır. Güçlü devlet demek güçlü ordusu olan devlet demektir. Artık bu saatten sonra önceliğimiz patates ve soğan fiyatları değil,savunma sanayimizi daha da geliştirmek olmalıdır. Dost ve kardeş ülke Pakistan'ın nükleer silah yolculuğu, "Kuru ot yiyeceğiz, aç kalacağız ama nükleer bomba yapacağız." sözleriyle ortaya konulan iradeyle başladı.
Venezuela'nın yeraltı kaynaklarını sömürerek bir halkın geleceğini çalmak isteyen ABD karşı Venezuela halkı teslimiyeti değil direnişi seçmelidir. Dünya mazlumları emperyalizme ve siyonizme boyun eğmemelidir. Zulme karşı, direniş büyütülmelidir. Güçlünün değil, haklının üstün olduğu adil ve yaşanabilir bir dünya inşa etmek tüm insanlığın ortak görevidir.
Sözlerimizi Nicolas Maduro'nun yeniden gündem olan şukonuşmasıyla bitirelim: "Siyonizm, nazizmden daha tehlikeli bir ideolojidir. Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Korkak Arap liderleri ne zaman Filistin için ayağa kalkacaksınız. Çok geç olmadan Siyonist soykırımı durduralım."
Yıldırım Demirci